İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik gerçekleştirdiği hava saldırıları, bir günde 90 Filistinlinin yaşamını yitirmesine sebep oldu. Bu olay, uluslararası kamuoyunda büyük bir infial yarattı. Filistinlilerin acı dolu hayatları, yıllardır süren çatışmaların bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. İnsan hakları kuruluşları, toplumun çeşitli kesimleri ve uluslararası aktörler, bu durumu derin bir endişeyle takip ederken, tepkilerin yeterince güçlü olmaması dikkat çekiyor.
Gazze, Filistin'in en kalabalık bölgesi olup, uzun yıllardır İsrail ile süregelen bir çatışma ortamı içindedir. Son yıllarda, özellikle 2018'den itibaren başlayıp günümüze kadar uzanan Büyük Dönüş Yürüyüşü etkinlikleri, Filistinlilerin toprak hakları ve geri dönüş talepleri için uluslararası destek bulmaya çalıştığı bir platforma dönüşmüştü. Ancak, bu olayların getirdiği gerilim, olayların önüne geçilemediği bir duruma yol açtı. Çatışmaların ardından gerçekleşen hava saldırıları, bunun açık bir göstergesi haline geldi. Özellikle sivil hedefleri vurma ihtimali, bu saldırıların uluslararası hukukun ihlali olduğu yönündeki açıklamaları artırmıştır. Filistinli sivil halkın maruz kaldığı kayıplar, tragedyanın boyutunu artırmakta ve barış sürecini sekteye uğratmaktadır.
Bu tür trajik olaylar karşısında daha fazla uluslararası tepki beklenirken, çoğu ülkenin ve kuruluşun durumu yalnızca kınamakla yetinmesi dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve birçok insan hakları derneği, meydana gelen olayları kınasa da, askeri müdahaleleri durdurmak için daha etkili yöntemler önerememektedir. Filistinlilerin insanlık halleri konusunda dünya kamuoyunun özellikle Mavi Marmara olayından sonra artan bir duyarlılık geliştirmesine rağmen, güncel olaylar karşısında benzeri bir birlikteliğin sergilenmemesi soru işareti yaratıyor. Uzmanlar, bu durumun uluslararası güç dengesine ve siyasi iktidar ilişkilerine dayandığını belirtmektedir.
Sonuç olarak, Gazze'deki son saldırılar, yıllardır süregelen çatışmaların ve insani krizin bir parçasıdır. Filistinlilerin yaşadığı zorluklar ve kayıplar, uluslararası alanda daha fazla görünürlük ve etki talep edilmektedir. Barışçıl bir çözüm için tarafların diyalog kurması ve belirli adımlar atması gerektiği aşikârdır. Aksi takdirde, Gazze'deki bu tür olayların önüne geçmek neredeyse imkânsız hale gelecektir. Bu nedenle, sivil toplum kuruluşları, medya ve bireyler olarak, bu konunun üzerine daha fazla gitmek, sesimizi yükseltmek ve değişim için mücadele etmek büyük önem taşımaktadır.